Haziran 15, 2024

Lahey’de tarihi karar: İsrail artık soykırım sanığı

80 yıldır “soykırım mağduru” denilerek küresel sistemde ayrıcalıklı bir yere konulan İsrail, 26 Ocak 2024 itibarıyla artık bir soykırım sanığı. Güney Afrika’nın başvurusunu değerlendiren Uluslararası Adalet Divanı, Gazze’de yeterli kanıt olduğuna hükmederek, İsrail’in soykırım suçundan yargılanmasına karar verdi.

Uluslararası Adalet Divanı (UAD), 26 binden fazla kişiyi öldüren, hastane okul ve camileri bombalayan, 1,9 milyon kişiyi yerinden eden ve Gazze’yi harabeye çeviren İsrail’in “Soykırımdan yargılanmasına” hükmetti. Güney Afrika Cumhuriyeti, ay başında İsrail’in Gazze’de soykırım işlediği şikayetiyle UAD’ye başvuruda bulundu. Mahkeme 11 Ocak’ta Güney Afrikalı heyetin şikayetlerini ve İsrail’in savunmasını dinledi. İsrail davanın düşürülmesini talep ederken, Güney Afrika, dava süresince soykırım suçunun devam edeceğini bu yüzden ihtiyati tedbirlerle çatışmaların durdurulması gerektiğini beyan etti. Tedbir kararı, kamuya açık bir oturumda Divan Başkanı Yargıç Joan Donoghue tarafından okundu. Açılan soykırım davasında İsrail’in “dosyanın düşürülmesi” talebini reddeden mahkeme, tedbiren çatışmaların durdurulmasına hükmetti. Davayı yürüten 17 yargıçtan biri olan İsrailli Aharon Barak, tedbir kararlarına ilişkin bütün maddelerde İsrail lehine oy verirken, “İsrail’in soykırım kışkırtıcılığını önlemek veya cezalandırmak için elinden gelen tüm önlemleri almasına ilişkin” karara o da evet oyu verdi.

SÖZLERİ DELİL OLDU
İsrail’in 7 Ekim’den sonra Gazze’ye yönelik hava, kara ve denizden başlattığı askeri operasyonların çok büyük sivil can kaybına, sivil altyapının yıkımına ve Gazze nüfusunun büyük çoğunluğunun yerinden edilmesine neden olduğunu kaydeden Donoghue, “Divan, bölgede ortaya çıkan insanlık trajedisinin boyutunun son derece farkındadır ve devam eden can kayıpları ile insanların acılarından derin kaygı duymaktadır” ifadelerini kullandı. Yargıç Donoghue, mahkemenin kararında İsrail hükümet yetkililerinin “soykırımı” işaret eden açıklamalarını da hatırlattı. İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın Gazze’nin tamamıyla kuşatma altına alınma emri verdiğini hatırlatan Donoghue, İsrail’in “insansı hayvanlarla” savaştığı ve “Gazze halkının hepsini imha edecekleri” yönündeki ifadelerine de yer verdi. Donoghue ayrıca İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un Gazze’de “herkesin sorumlu” olduğuna ilişkin açıklamalarını hatırlattı. Yargıç, mahkemenin Güney Afrika’nın İsrail aleyhine ileri sürdüğü iddiaları “makul seviyede” ispatladığına hükmettiğini de kaydetti.

ACİL TEHLİKE TEŞKİL EDİYOR
Filistinlilerin, Soykırım Sözleşmesi’nin ikinci maddesinde işaret edilen etnik ve dini bir grup tanımı kapsamında değerlendirilebileceğini kaydeden Donoghue, Divan’ın Gazze’deki durumun, tedbir kararını gerektirecek düzeyde “acil tehlike” teşkil ettiğine hükmettiğini de kaydetti. UAD Başkanı Donoghue, Güney Afrika’nın açtığı soykırım davasında mahkemenin, “İsrail Devleti, Gazze’de yürüttüğü askeri operasyonları derhal durdurmalı” talebiyle ilgili, İsrail’in Gazze sakinlerine yönelik öldürme, saldırı ve yıkımla ilgili her türlü eylemden kaçınması ve soykırımı önlemek için tüm tedbirleri almasına karar verdiğini bildirdi.

7 MADDELİK KARAR
Filistinlilerin soykırım sözleşmesinin 2. maddesine göre koruma altında olması gerektiğine hükmettiklerini belirten Donoghue, tüm devletleri bu konuda adım atmaya çağırdı. Donoghue alınan kararları şu şekilde sıraladı: İsrail Filistinlilere yönelik saldırıları durdurmalı, Filistinlileri kışkırtıcı eylemlere son vermeli, insani yardımın sağlanmasına müsaade etmeli, savaş suçlarına ilişkin kanıtları korumalı, 1 ay içinde mahkemeye şiddetin önüne geçtiğine ve kararları uyguladığına dair rapor sunmalı, tüm taraflar uluslararası insancıl hukuka tabi olmalı, Hamas elindeki rehineleri serbest bırakılmalı.

BİR AY İÇİNDE RAPOR SUNMAK ZORUNDA
Beklentilerin aksine ateşkes çağrısı yapmayan mahkemenin kararı eleştirilerin odağında yer aldı. İsrail’in Gazze’de Soykırım Sözleşmesi’nin 2. maddesindeki yükümlülüklerini yerine getirmesine hükmeden UAD, 1 ay içerisinde Tel Aviv yönetimden soykırımı önlemek için aldığı tedbirleri’ gösterir bir rapor sunmasını istedi. Sunduğu raporda İsrail’in 2. maddedeki şartları sağlamadığı görülürse ateşkes çağrısı yapacak. Soykırım Sözleşmesi’nin 2. maddesinde grup üyelerinin (Filistinli sivillerin) öldürülmemesi, grup üyelerine fiziki ya da ruhsal açıdan zarar verilmemesi, grubun fiziki varlığını tümüyle ya da kısmen sona erdirecek yaşam koşullarıyla yüz yüze bırakılmaması, grup içi çoğalmanın engellenmemesi, grup bünyesindeki çocukların başka bir gruba aktarılması (kaçırılması-alıkonulması) maddelerine İsrail’in uyup uymadığı incelenecek.

KARARLARA UYULMAZSA BMGK’YA GİDECEK
Divan Şartı’nın 59. maddesi uyarınca UAD’nin aldığı kararlar, taraflar için bağlayıcı durumda iken üçüncü ülkeler için kararın bağlayıcılığı bulunmuyor. Divan, hükmettiği kararları BM’nin ilgili kurumlarına da tebliğ ediyor ve İsrail, Divan’ın muhtemel tedbir kararına uymazsa bu durumda Güney Afrika konuyu BM Güvenlik Konseyi’ne taşıyarak Divan kararının uygulanması için harekete geçilmesini talep edebiliyor. Kararların uygulanması büyük oranda BM Güvenlik Konseyi’nin tasarrufunda bulunuyor.

İSRAİL’E DESTEK VERENLER DE YARGILANABİLİR
Güney Afrika Dışişleri Bakanı Naledi Pandor, İsrail’e soykırımda destek sağlayan ülkelerin de yargılanabileceğini söyledi. Lahey’de toplantı çıkışı kameralar karşısına geçen Pandor, “ABD İngiltere ve Almanya’nın davayla ilişi hakkında ne söylemek istersiniz” sorusuna yanıt verdi. Davanın henüz sonuçlanmadığını dile getiren Pandor, davada soykırım işlendiği sonucuna varılması durumunda, soykırıma destek sağlayan ülkelerin de dava kapsamında yargılanabileceğini kaydetti.

Translate »